Page
Archive for Apr 2008
MPlayer çokluortam biçimlerine herhangi bir diğer medya oynatıcıdan daha fazla destek veren özgür bir ortam oynatıcısıdır. Desteklediği biçimlerin tamamlanmamış bir listesi aşağıdadır:
- Fiziksel ortam: CDler, DVDler, Görüntü CDleri
- İçerik Biçimleri: 3gp, AVI, ASF, Matroska, MOV, MP4, NUT, Ogg, RealMedia
- Görüntü Çözücüler: 3ivx, Cinepak, DivX, DV, H.263, H.264, HuffYUV, Indeo, MJPEG, MPEG-1, MPEG-2, MPEG-4, RealVideo, Sorenson, Theora, WMV, XviD
- Ses Çözücüler: AAC, AC3, ALAC, AMR, FLAC, MP3, RealAudio, Shorten, Speex, Vorbis, WMA
MPlayer ayrıca görüntü göstermek için çeşitli çıktı sürücülerini destekler:
X11, DirectX, Quartz Compositor, VESA, SDL ve hayali olarak da ASCII sanatı,Blinkenlights.
MPlayer internetteki tüm genel aktarım biçimlerini oynatabilir ve dosyaya kaydedebilir.
Program Linux, Unix-benzeri, Windows ve Mac OS dahil olmak üzere birçok
işletim sisteminde çalışabilir.
MPlayer GNU Genel Kamu Lisansının 2. sürümü altında dağıtılır.
Önceden “MPlayer - Linux İçin Film Oynatıcı” ile adlandırılıyordu, ancak artık daha fazla işletim sistemi desteklediği için “MPlayer - Film Oynatıcı” olarak kısaltıldı.
MPlayer öncelikli olarak bir komut satırı uygulamasıdır fakat isteğe bağlı olarak X Pencere Sistemi altında çalışan grafiksel arayüz (GMPlayer) de kullanılabilir. Ayrıca farklı alternatif grafiksel arabirimleri de mevcuttur.
Çoğunlukla görüntü ve ses çözücüleri, yerel olarak, FFmpeg projesinin libavcodec kütüphanesi ile destekleniyor. Açık kaynak çözücülerinin yeterli olamadığı durumlarda ise, MPlayer çalıştırabilir dosyalara başvurur. Hatta Windows DLL dosyalarını WINE projesinin DLL yükleyicisi yardımıyla doğrudan kullanabilir.
CSS şifre çözücü yazılımı, Windows çözücüsü kullanımı, yazılım patentleri tarafından kordunan çözücülerin bulundurulması, GPL’e uyumsuz OpenDivX içermesi nedenleriyle bazı sorunlar yaşadı. Bu nedenle, Debian dağıtımına yeni girebildi.
Geliştirilmeye 2000 yılında başladı. Bir süre sonra programcı Árpád Gereöffy’e birçok kişi katıldı. Başlangıçta, birçok geliştirici Macaristandan idi, ama bugünlerde geliştirciler dünya her yerinden. Árpád Gereöffy MPlayer’ın ikinci nesil sürümünü yapmaya başladığı için Alex Beregszászi 2003 yılından beri MPlayer’ın başında. Maalesef MPlayer G2 birkaç sebebten dolayı durakladı.
Yardımcı bir program, film kodlayıcı MEncoder, yukarıda yazılı biçimlerden bir görüntü ve bir ses dosyası alarak bunları farklı biçimlere kodlayabilir, isteğe bağlı olarak çeşitli dönüşümler gerçekleştirebilir.
Kroket, ilk kez 18. yüzyılda Fransa’da oynanan ve 1850’lerde İngiltere’de yaygınlaşan bir açık hava oyunudur.
Genel Bakış
İkişer kişilik iki takım ya da iki kişi arasında, dört tahta topa uzun saplı tokmaklarla vurularak oynanır. Mavi ve siyah toplar bir takımın, kırmızı ve sarı toplar rakip takımındır.
Oyun Alanı
32 metre uzunluğunda ve 26 metre genişliğinde olan çim kaplı kortta 6 küçük kale ve 1 kazık vardır. Bunun yarısı büyüklüğündeki kortlarda da oynanabilir.
Nasıl Oynanır?
Kortun iki ucundaki başlangıç çizgilerinden yapılan vuruşlarla toplar sırayla oyuna sokulur. Amaç topları belirli bir sırayla kalelerden geçirdikten sonra kazığa çarptırmaktır.
Sırası gelen oyuncu bir vuruş yapar. Eğer bu vuruşla topu bir kaleden geçirirse, bir vuruş hakkı kazanır. Vurulan topun başka bir topa çarptırılmasına roket denir.
Roket yapan oyuncu iki vuruş hakkı daha kazanır. Bu haklardan ilkinde topunu daha önce vurmuş olduğu topun yanına koyar ve her iki topu birden hareket ettirecek biçimde vuruşunu yapar. Usta bir oyuncu bu vuruşla her iki topuda istediği yönlere gönderebilir. Bir oyuncu topunu öbür toplara vurdurarak ve kalelerden arka arkaya geçirerek kazandığı vuruşlarla rakiplerine sıra vermeden birçok sayı kazanabileceği gibi, topu bütün kalelerden geçirmeyi de başarabilir.
Her iki topuda sırayla bütün kalelerden geçiren ve sonunda ortadaki kazığa çarptıran takım oyunu kazanır. Topu altı kaleden sırayla geçirdikten sonra kazığa atmadan önce bütün kalelerden bir de ters yönde geçirmek gereklidir.
DivX, üstün sıkıştırma yöntemi ve kalite kaybını en aza indiren tekniğiyle son yıllarda kullanıcılar arasında olağanüstü rağbet görmüş DivX, Inc. (eski adıyla, DivXNetworks) tarafından geliştirilen görüntü sıkıştırma biçimidir (video codec). DivX, sayısal videoyu MPEG-4 bölüm 2 “Advanced Simple” profili uyumlu sıkıştırarak görece az görsel kayıpla videonun kompakt bir biçimde saklanabilmesini sağlar.
Popülerlik ve yaygınlık nedeniyle, MPEG-4 standardı sadece görüntü kodlamasında kullanılmaktadır; DivX ile kodlanmış görüntü içeren dosyalarda ses kısmı AAC (MPEG-4 ses kodlama standardı) yerine MP3 ya da AC-3 ile kodlanır. Windows ve Macintosh ortamlarında çalışan DivX codec ve uygulaması dışında “DivX” logosu taşıyan oynatıcılar ya da oynatıcı yazılımları DivX yazılımı içermemekte, ancak DivX ile sıkıştırılmış filmleri oynatabilmektedir.
DivX 3.11 Alpha ve önceki sürümler, Microsoft’un (sadece ASF içinde kullanılabilen) MPEG-4 Sürüm 2 video çözücü/açıcısı (codec) kırılarak geliştirilmiştir. Bu şekilde codec’in AVI gibi ASF harici muhafazaları da desteklemesi sağlanmıştır. Daha sonra 2000 yılında sıfırdan geliştirilen DivX 4.0 piyasaya sürülmüş, bunu 2002′de DivX 5.0 ve 2005′de DivX 6.0 izlemiştir. DivX 4 öncesinde DivX Networks şirketi kurulmuş, daha sonra şirket DivX, Inc. adını almıştır.
DivX 4, açık kaynak kodlu OpenDivX üzerine geliştirilmiş, ancak DivX Networks şirketi “amacına ulaştıktan sonra” OpenDivX kodu kapalı hale getirilmiştir. Kod kapatılmadan önce alınan kod parçalarıyla açık kaynak kodlu XviD codec’i geliştirilmiştir. XviD yazılımı da açık kaynak kodlu ve Microsoft çalışmasından bağımsız olmasına rağmen MPEG-4 video kodlamanın doğası gereği ABD ve Japonya’yı da içeren bir grup ülkede yazılım patentlerini ihlal ettiğine inanılmaktadır.
DivX, DVD kopyalamanin kitleler için erişilemez olduğu bir dönemde çıkarak DVD filmlerin az görsel kayıpla CDlere yazılabilmesini sağladığı ve (3.11 alpha sürümünün) çıkış noktası itibariyle korsan olmasıyla çok tartışılan bir yazılım olagelmiştir. Buna ek olarak, DivX 4.0-5.2 arası sürümler ile gelen kötü niyetli yazılımlar, kitleleri DivX alternatiflerine yöneltmiştir. DivX, aynı zamanda BS Player, VirtualDub ve FlaskMPEG gibi bir dizi programın da yaygınlaşmasını sağlamıştır.
Günümüzde DivX sıkıştırma biçiminden daha yüksek verim sunan MPEG-4 bölüm 10 (AVC ve H.264) sıkıştırıcılar giderek daha popülerleşmektedir. Apple QuickTime ve x264 yazılımları H.264 sıkıştırmayı desteklemektedir.
DivX kullanacaklara
Mustafa Sandal (11 Ocak 1970, İstanbul), “Musti” olarak da bilinen, bestekar, söz yazarı ve Türk pop müziği sanatçısı. 1990′lı yılların ortasında Türkiye’de yakaladığı başarıyı 2000′li yıllarda Avrupa’ya da taşımıştır.
Eğitim hayatı
Tülin İleri ve Yusuf Sandal’ın oğlu olan Mustafa, ilköğrenimini Tarabya’daki ‘Özel Dost İlkokulu’nda tamamladı. Daha sonra orta ve lise öğrenimi için İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan ‘College Du Leman’a gitti. 8 yıllık tahsil süresinden sonra yüksek öğrenim için ABD’nin New Hampshire eyaletindeki New Hampshire Üniversitesi’nde okumaya başladı. 1996′da Londra’ya yerleşen sanatçı Amerika’da yarım bıraktığı işletme eğitimine American College of London’da devam etti.
Albüm çalışmaları ve konserler nedeniyle Londra-İstanbul hattında mekik dokurken, 1999 yılında çıkan bedelli askerlik uygulamasından yararlanarak askerlik görevini yerine getirdi ve üniversitesindeki son döneminin kaydını dondurdu.
Sporcu ve çevreci yönüyle de bilinen Mustafa Sandal, ayrıca iyi düzeyde İngilizce, İtalyanca ve Fransızca bilmektedir.
1989-1993: Bestecilik ve söz yazarlığı kimliği
1989 yılında müzik tutkusu yüzünden Amerika’daki 2,5 yıllık üniversite tahsilini yarıda bırakarak Türkiye’ye döndü. Yurt dışında çeşitli ülkelerde geçirdiği uzun yıllar müziğine de yansıdı. Profesyonel müzik yaşamına İstanbul Gelişim Stüdyosu’nda başladı.
Burada belki de asıl müzikal kimliği olan bestecilik ve söz yazarlığı yönünü ortaya çıkardı. Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Zerrin Özer, Muazzez Abacı, Ayşegül Aldinç, Yonca Evcimik, Ozan Orhon, Burak Kut, Deniz Arcak, Emel Müftüoğlu, Reyhan Karaca, İzel, Sibel Alaş, Asya, Hakan Peker, Sertab Erener, Ferda Anıl Yarkın ve Mert Ekren gibi birçok sanatçıya besteler verdi. Bülent Tezcan ile birlikte oluşturduğu “Vazgeçme” isimli ilk şarkısını 1992 yılında Ajda Pekkan yorumladı. Kendi albümünü çıkarmak için daha fazla tecrübe kazanmayı istedi ve bu bağlamda özel bir radyo olan Power FM’de bir süre DJ’lik yaptı.
1994-1998: Şarkıcılık ve yapımcılık kimliği
1994 yılında ilk albümü “Suç Bende”yi çıkardı. Albüm piyasaya verildikten 3 ay sonra başlayan Türkiye Turnesi’nde bir seneden kısa bir süre içerisinde yurt içinde 140, yurt dışında ise 30 konser vererek 100 binlerce hayranıyla buluştu. İlk albümünün başarısından sonra evine bir stüdyo kuran sanatçı, aranjör olarak da çalışmaya başladı.
1995 yılında Sibel Alaş’ın “Adam” adlı albümüne aranjör ve müzik direktörü olarak adını yazdırdı.
1996′da “Gölgede Aynı” adındaki bütünüyle kendi yapımı olan ikinci albümünü hazırladı. Bu sefer 140′tan fazla stadyum konseriyle eşine az rastlanır bir Türkiye turnesine çıktı. “Bir Anda” adlı şarkısına aksiyon tarzında çektiği klip, Türkiye’de farklı kliplerin de çekilebileceğine örnek oldu. Bunlarla birlikte albüm, 3,5 Milyon tirajına ulaştı. Mustafa Sandal’ın albüm tırajları Sabah Gazetesi - 1
1997 yılında, Londra’ya yerleşip üniversite eğitimine kaldığı yerden “American College Of London”da devam etti. Bu arada sanatçı dostlarına destek olmayı da ihmal etmedi. İzel’in “Emanet” adlı albümünün müzik direktörlüğünü üstlenmesi, Reyhan Karaca’ya söz ve besteler vererek albümüne vokal yapması, bu çalışmalarına örnek gösterilebilir.
1998 Eylül’ünde çıkardığı üçüncü albümü “Detay” ile beklentileri yine boşa çıkarmadı. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere pek çok ülkede toplam 120 konser veren sanatçı, bu albümde de iyi bir satış tirajını yakaladı.
1999-2005: Avrupa’ya açılma kararı ve sonuçları
1999 yılında Fransa’da “Sony Music”le yaptığı anlaşma ile, yurt dışında yayınlanmak üzere “Araba” adlı şarkısına yeni aranjmanıyla Marakeş Fas’ta klip çekti. “Araba” şarkısına gelen yoğun okuma istekleri doğrultusunda, şarkı Rusça, Arapça ve Yunanca’ya çevrilerek ünlü sanatçılar tarafından seslendirildi. Ancak yapımcısı Sony Music ile yaşadığı sorunlar nedeniyle ilk Avrupa defterini kapatmış oldu.
2000 Haziran’ında “Akışına Bırak” adlı dördüncü albümünü dinleyenlerine sundu. Bu albümde önceki albümlerinden farklı olarak müzik direktörlüğünü İskender Paydaş’la paylaşarak, daha çok besteci ve yorumcu kimliğini ortaya çıkarttı. Düzenlemelerini Volga Tamöz’ün yaptığı albümün “Tek Geçerim” ile “Hatırla Beni” adlı şarkıları hit oldu.
2001 İstanbul Metrosu için bir şarkı hazırladı üstelik şarkıya metroda bir de klip çekti. Cancana isimli şarkı metro ile bütünleşti. Avrupa ve Türkiye’de çıkaracağı albümler için girişimlere başlayan Musti dünyaca ünlü ses sanatçısı Eros Ramazotti ile birlikte Ali Sami Yen Stadı’nda 25 Bin kişi önünde düet yaparak Avrupa için daha güvenli bakmaya başlamıştır.
2002 yılının ilk aylarında, yeni stüdyosunu kurdu ve beşinci albümünün kayıtlarını burada gerçekleştirdi. Kendi yapım şirketi olan Yada Prodüksiyon bünyesinde kurduğu ve alt yapı çalışmaları 2 yıllık bir süreyi alan hayran kulübünü, internet sitesi üzerinden faaliyete geçirdi. Aynı yılın Haziran’ında çıkardığı “Kop” adlı albümü ile birlikte büyük bir imaj değişikliğine giderken, yılın en çok satan ikinci albümüne imzasını atmayı başardı. Akabinde ekibiyle dünya turnesine çıkarak, Paris Olympia’da iş ve sanat dünyasının da büyük ilgi gösterdiği bir konser verdi.
2003 yılında Türkiye’de “Maxi Sandal 2003″ isimli bir maksi single çıkardı. 1999 yılında kapattığı Avrupa defterini yeniden açarak bu kez Universal Music etiketiyle “Aya Benzer 2003 (Moonlight)” isimli bir single ve “Seven” isimli bir albümle Avrupalı müzikseverlerle buluştu. Çalışması Avrupa’da 2.5 ay boyunca en çok satan İlk 10 arasında yer alırken, bu başarısı yurt dışındaki basın yayın organlarınca birçok kez haber edildi. Öyleki, sanatçı Almanya’nın en etkin gazetelerinden “Bild”e kapak olmayı başaran ilk Türk olurken, en çok satış tirajına sahip “Der Spiegel” dergisi de sanatçıya tam 5 sayfa ayırdı. “Bunte” dergisi ise haberinde Türk Pop’u Almanya’yı fethetti başlığı kullanarak, müzikteki yeni eğilimin Türk Pop’a yöneldiğini ve bu tarzı en iyi temsil edenin ise Mustafa Sandal olduğu yorumunda bulundu.
2004 yılında LR KOZMETIK toplam 24 ülkede kendi adına üretilen “7″ adlı parfümü piyasaya sundu. Akabinde Türkiye’de “İste” isimli maksi single’ı piyasaya çıktı. Sanatçı yaz boyu “Volkswagen ile Müzik Aşkına” konserlerinde sevenleriyle buluştu.
2005′in Ocak ayında “İsyankar” isimli şarkısının single çalışmasını UNIVERSAL MUSIC etiketiyle yurt dışındaki sevenlerine sundu. “İsyankar” ile Türkiye’de gördüğü yoğun ilgiyi, Almanya, Avusturya Avusturya Albüm Satış Listesi ve İsviçre’de İsviçre Albüm Satış Listeside sürdürdü ve maksi single’ı en çok satanlar listelerinde üst sıralarda yer aldı. Ağustos’ta ise “Yamalı Tövbeler” isminde bir maksi single çıkardı.
2006 Önceki yıl yurt dışında piyasaya çıkardığı “İsyankar” adlı single çalışması ile Almanya’da 150 bin tirajı geçerek “Gold Record (Altın Plak)” ödülünü kazandı Musikmarkt Online - Altın Plak Haberi Almanca. Universal Music etiketiyle piyasaya sürülen İsyankar’ın İstanbul’da çekilen video-klibinde İstanbul Boğazı’nın tüm güzellikleri gözler önüne serilmiş ve klip MTV TRL Charts listesinde bir numara olmuştu Mustafa Sandal’ın MTV Almanya’daki 1′ncilik videosu. Mustafa Sandal, İsyankar single’ı ile Almanya resmi satış listelerinde en uzun süre kalan Türk sanatçısı unvanını elinde bulunduruyor.
2007 13 Haziran’ da Devamı Var adlı yeni albümünü çıkardı. Albümün çıkış şarkısı ‘İndir’ önce Muhabbet Kart reklamlarında tanıtıldı. Mustafa Sandal’a reklam filminde dedesi olan eski TRT sanatçılarından ritim ustası Hüseyin İleri eşlik etti.
Güncel
Ocak 2008′de Avrupa’ da çıkacak olan albümünün yurtdışı yapımcılığını Universal Müzik üstlenecektir. Bu albümde dünyaca ünlü biri ile düet yapacağı öğrenilmiştir. Önce bu düeti single olarak çıkartıp daha sonra da albüm çıkartmayı planlamaktadır.
Albümler
Kaynakça
İç bağlantı
YADA - Mustafa Sandal’ın müzik şirketi
Age of Empires (Türkçe: İmparatorluklar Çağı), 1997 yılında Ensemble Studios ile Microsoft tarafından piyasaya sürülen gerçek-zamanlı strateji oyunudur. Tarihi gerçeklerden kaynak aldığı senaryosu ile dikkat çeken oyunda, Taş Devri döneminden Demir Çağı’na dek süren bir zaman ele alınıyor. Motoru Genie ile de dikkat çeken oyun, 2B bir grafik dokusu kullanmasına rağmen o dönem için görülmemiş grafikleriyle de öne çıktı.
Popüler bir serinin ilk oyunu olan Age of Empires, sonradan Age of Empires 2: Age of Kings, Age of Mythology ve Age of Empires III gibi oyunların da atası oldu.
Genel Bakış
Oyunun asıl amacı, teknolojik olarak Taş Devrinden, Demir Çağı’na kadar ilerlemek, ve askeri bir güç oluşturup düşmanları yenmek. Kaynak toplamanın büyük önem teşkil ettiği oyunda, kaynak toplamak için vatandaşları kullanıyor. Saldırı için binalarda belli kaynaklardan feragat ederek askerler yetiştirip, bir ordu toplayabiliyoruz.
Oynanış
Oyun farklı milletlerin oynanabildiği, değişik hedeflerin yapılmasının istendiği senaryolarla tek kişi olarak oynanabiliyor. Taş-Kağıt-Makas özünü kullanan oyundaki birimlerin çeşitliliği oyuncuyu değişik stratejiler kurmaya zorluyor. Multiplayer olarak internet üzerinden oynanmaya izin veren oyun, en fazla 8 kişilik haritalarda değişik modlara evsahipliği yapıyor. GameSpy’ın da desteklediği oyun, turnuvalar için de uzun süre kullanıldı. 12 Milletin bulunduğu oyunda bu milletler Choson, Shang, Yamato, Babylonians (Babil), Hittites (Hitit), Persians (İran), Assyrians (Suriye), Egyptians (Mısır), Sumerians (Sümerler), Greeks (Yunanistan), Minoans, Phoenicans.
Teknoloji
Oyunda teknoloji çok büyük bir önem taşıyor. Çağ atladıkça ihtiyaç duyulan teknolojilerin fiyatları arttığından dolayı ise, verimli topraklara yerleşmenin önemi artıyor. Duvarlar her ne kadar koruma sağlasa da, oyuncuyu içeri hapsettiğinden dolayı bu açıdan oynanışa büyük darbe vurabiliyor. Oyunda, rakibe göre strateji de geliştirmek zorunlu oluyor. Mesela A Oyuncusu eğer piyadelere ağırlık vermişse, B Oyuncusunun okçulara ağırlık vermesi yerinde olur. Buradan yola çıkarak B Oyuncusunun okçu teknolojisini geliştirmek için kaynak toplaması gerekir. Aynı zamanda, aynı kural kuşatmalarda da geçerli, eğer X Oyuncusu binaların dayanıklılığını arttırmaya yönelik teknolojiler geliştirmişse, ona rakip Y Oyuncusunun mancınık benzeri kuşatma silahlarının teknolojilerini geliştirmesi uygun olur.
Binalar
Oyundaki en önemli bina Town Center / Şehir Merkezi, çünkü o yıkılınca oyun kaybediliyor. Oyunda Kışla, Ahır, Okçu Kışlası gibi birçok askeri binanın yanında nüfus sınırını arttırması için evler de bulunmakta. Fakat oyundaki önemli bir diğer bina ise Wonder/Dünya Harikası. Oyunda bir Wonder dikmemizin ardından eğer oyuncular onu 15 dakika ayakta tutabilirse kazanabiliyorlar. Fakat Wonderlar inşa etmesi çok uzun süren binalar olduğundan bu kazanma yöntemi pek kullanılmaz.
Üniteler
Oyunda kara ve denizde ayrı ayrı üniteler bulunmakta. Teknoloji ilerledikçe ünitelerin görünüşleri ve özellikleri değiştiğinden, her çağ için farklı taktikler bulunmak zorunda kalınıyor. Kara savaşlarının çok fazla ağırlık taşıdığı bu oyunda üniteler Barracks / Kışlalarda yetiştirebiliyor. Kuşatma silahları da yaratılabiliniyor. Gerilen sıkı duvarları ve binaları yıkmak için bunlar kullanılıyor. Stable / Ahırlarda ise atlı üniteler yetişiyor. Archery / Okçuluk Kışlarlarında ise okçular yetiştirebiliniyor. Gemi üniteleri ise limandan yaratılıyor.
DivX, üstün sıkıştırma yöntemi ve kalite kaybını en aza indiren tekniğiyle son yıllarda kullanıcılar arasında olağanüstü rağbet görmüş DivX, Inc. (eski adıyla, DivXNetworks) tarafından geliştirilen görüntü sıkıştırma biçimidir (video codec). DivX, sayısal videoyu MPEG-4 bölüm 2 “Advanced Simple” profili uyumlu sıkıştırarak görece az görsel kayıpla videonun kompakt bir biçimde saklanabilmesini sağlar.
Popülerlik ve yaygınlık nedeniyle, MPEG-4 standardı sadece görüntü kodlamasında kullanılmaktadır; DivX ile kodlanmış görüntü içeren dosyalarda ses kısmı AAC (MPEG-4 ses kodlama standardı) yerine MP3 ya da AC-3 ile kodlanır. Windows ve Macintosh ortamlarında çalışan DivX codec ve uygulaması dışında “DivX” logosu taşıyan oynatıcılar ya da oynatıcı yazılımları DivX yazılımı içermemekte, ancak DivX ile sıkıştırılmış filmleri oynatabilmektedir.
DivX 3.11 Alpha ve önceki sürümler, Microsoft’un (sadece ASF içinde kullanılabilen) MPEG-4 Sürüm 2 video çözücü/açıcısı (codec) kırılarak geliştirilmiştir. Bu şekilde codec’in AVI gibi ASF harici muhafazaları da desteklemesi sağlanmıştır. Daha sonra 2000 yılında sıfırdan geliştirilen DivX 4.0 piyasaya sürülmüş, bunu 2002′de DivX 5.0 ve 2005′de DivX 6.0 izlemiştir. DivX 4 öncesinde DivX Networks şirketi kurulmuş, daha sonra şirket DivX, Inc. adını almıştır.
DivX 4, açık kaynak kodlu OpenDivX üzerine geliştirilmiş, ancak DivX Networks şirketi “amacına ulaştıktan sonra” OpenDivX kodu kapalı hale getirilmiştir. Kod kapatılmadan önce alınan kod parçalarıyla açık kaynak kodlu XviD codec’i geliştirilmiştir. XviD yazılımı da açık kaynak kodlu ve Microsoft çalışmasından bağımsız olmasına rağmen MPEG-4 video kodlamanın doğası gereği ABD ve Japonya’yı da içeren bir grup ülkede yazılım patentlerini ihlal ettiğine inanılmaktadır.
DivX, DVD kopyalamanin kitleler için erişilemez olduğu bir dönemde çıkarak DVD filmlerin az görsel kayıpla CDlere yazılabilmesini sağladığı ve (3.11 alpha sürümünün) çıkış noktası itibariyle korsan olmasıyla çok tartışılan bir yazılım olagelmiştir. Buna ek olarak, DivX 4.0-5.2 arası sürümler ile gelen kötü niyetli yazılımlar, kitleleri DivX alternatiflerine yöneltmiştir. DivX, aynı zamanda BS Player, VirtualDub ve FlaskMPEG gibi bir dizi programın da yaygınlaşmasını sağlamıştır.
Günümüzde DivX sıkıştırma biçiminden daha yüksek verim sunan MPEG-4 bölüm 10 (AVC ve H.264) sıkıştırıcılar giderek daha popülerleşmektedir. Apple QuickTime ve x264 yazılımları H.264 sıkıştırmayı desteklemektedir.
DivX kullanacaklara
Mustafa Sandal (11 Ocak 1970, İstanbul), “Musti” olarak da bilinen, bestekar, söz yazarı ve Türk pop müziği sanatçısı. 1990′lı yılların ortasında Türkiye’de yakaladığı başarıyı 2000′li yıllarda Avrupa’ya da taşımıştır.
Eğitim hayatı
Tülin İleri ve Yusuf Sandal’ın oğlu olan Mustafa, ilköğrenimini Tarabya’daki ‘Özel Dost İlkokulu’nda tamamladı. Daha sonra orta ve lise öğrenimi için İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan ‘College Du Leman’a gitti. 8 yıllık tahsil süresinden sonra yüksek öğrenim için ABD’nin New Hampshire eyaletindeki New Hampshire Üniversitesi’nde okumaya başladı. 1996′da Londra’ya yerleşen sanatçı Amerika’da yarım bıraktığı işletme eğitimine American College of London’da devam etti.
Albüm çalışmaları ve konserler nedeniyle Londra-İstanbul hattında mekik dokurken, 1999 yılında çıkan bedelli askerlik uygulamasından yararlanarak askerlik görevini yerine getirdi ve üniversitesindeki son döneminin kaydını dondurdu.
Sporcu ve çevreci yönüyle de bilinen Mustafa Sandal, ayrıca iyi düzeyde İngilizce, İtalyanca ve Fransızca bilmektedir.
1989-1993: Bestecilik ve söz yazarlığı kimliği
1989 yılında müzik tutkusu yüzünden Amerika’daki 2,5 yıllık üniversite tahsilini yarıda bırakarak Türkiye’ye döndü. Yurt dışında çeşitli ülkelerde geçirdiği uzun yıllar müziğine de yansıdı. Profesyonel müzik yaşamına İstanbul Gelişim Stüdyosu’nda başladı.
Burada belki de asıl müzikal kimliği olan bestecilik ve söz yazarlığı yönünü ortaya çıkardı. Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Zerrin Özer, Muazzez Abacı, Ayşegül Aldinç, Yonca Evcimik, Ozan Orhon, Burak Kut, Deniz Arcak, Emel Müftüoğlu, Reyhan Karaca, İzel, Sibel Alaş, Asya, Hakan Peker, Sertab Erener, Ferda Anıl Yarkın ve Mert Ekren gibi birçok sanatçıya besteler verdi. Bülent Tezcan ile birlikte oluşturduğu “Vazgeçme” isimli ilk şarkısını 1992 yılında Ajda Pekkan yorumladı. Kendi albümünü çıkarmak için daha fazla tecrübe kazanmayı istedi ve bu bağlamda özel bir radyo olan Power FM’de bir süre DJ’lik yaptı.
1994-1998: Şarkıcılık ve yapımcılık kimliği
1994 yılında ilk albümü “Suç Bende”yi çıkardı. Albüm piyasaya verildikten 3 ay sonra başlayan Türkiye Turnesi’nde bir seneden kısa bir süre içerisinde yurt içinde 140, yurt dışında ise 30 konser vererek 100 binlerce hayranıyla buluştu. İlk albümünün başarısından sonra evine bir stüdyo kuran sanatçı, aranjör olarak da çalışmaya başladı.
1995 yılında Sibel Alaş’ın “Adam” adlı albümüne aranjör ve müzik direktörü olarak adını yazdırdı.
1996′da “Gölgede Aynı” adındaki bütünüyle kendi yapımı olan ikinci albümünü hazırladı. Bu sefer 140′tan fazla stadyum konseriyle eşine az rastlanır bir Türkiye turnesine çıktı. “Bir Anda” adlı şarkısına aksiyon tarzında çektiği klip, Türkiye’de farklı kliplerin de çekilebileceğine örnek oldu. Bunlarla birlikte albüm, 3,5 Milyon tirajına ulaştı. Mustafa Sandal’ın albüm tırajları Sabah Gazetesi - 1
1997 yılında, Londra’ya yerleşip üniversite eğitimine kaldığı yerden “American College Of London”da devam etti. Bu arada sanatçı dostlarına destek olmayı da ihmal etmedi. İzel’in “Emanet” adlı albümünün müzik direktörlüğünü üstlenmesi, Reyhan Karaca’ya söz ve besteler vererek albümüne vokal yapması, bu çalışmalarına örnek gösterilebilir.
1998 Eylül’ünde çıkardığı üçüncü albümü “Detay” ile beklentileri yine boşa çıkarmadı. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere pek çok ülkede toplam 120 konser veren sanatçı, bu albümde de iyi bir satış tirajını yakaladı.
1999-2005: Avrupa’ya açılma kararı ve sonuçları
1999 yılında Fransa’da “Sony Music”le yaptığı anlaşma ile, yurt dışında yayınlanmak üzere “Araba” adlı şarkısına yeni aranjmanıyla Marakeş Fas’ta klip çekti. “Araba” şarkısına gelen yoğun okuma istekleri doğrultusunda, şarkı Rusça, Arapça ve Yunanca’ya çevrilerek ünlü sanatçılar tarafından seslendirildi. Ancak yapımcısı Sony Music ile yaşadığı sorunlar nedeniyle ilk Avrupa defterini kapatmış oldu.
2000 Haziran’ında “Akışına Bırak” adlı dördüncü albümünü dinleyenlerine sundu. Bu albümde önceki albümlerinden farklı olarak müzik direktörlüğünü İskender Paydaş’la paylaşarak, daha çok besteci ve yorumcu kimliğini ortaya çıkarttı. Düzenlemelerini Volga Tamöz’ün yaptığı albümün “Tek Geçerim” ile “Hatırla Beni” adlı şarkıları hit oldu.
2001 İstanbul Metrosu için bir şarkı hazırladı üstelik şarkıya metroda bir de klip çekti. Cancana isimli şarkı metro ile bütünleşti. Avrupa ve Türkiye’de çıkaracağı albümler için girişimlere başlayan Musti dünyaca ünlü ses sanatçısı Eros Ramazotti ile birlikte Ali Sami Yen Stadı’nda 25 Bin kişi önünde düet yaparak Avrupa için daha güvenli bakmaya başlamıştır.
2002 yılının ilk aylarında, yeni stüdyosunu kurdu ve beşinci albümünün kayıtlarını burada gerçekleştirdi. Kendi yapım şirketi olan Yada Prodüksiyon bünyesinde kurduğu ve alt yapı çalışmaları 2 yıllık bir süreyi alan hayran kulübünü, internet sitesi üzerinden faaliyete geçirdi. Aynı yılın Haziran’ında çıkardığı “Kop” adlı albümü ile birlikte büyük bir imaj değişikliğine giderken, yılın en çok satan ikinci albümüne imzasını atmayı başardı. Akabinde ekibiyle dünya turnesine çıkarak, Paris Olympia’da iş ve sanat dünyasının da büyük ilgi gösterdiği bir konser verdi.
2003 yılında Türkiye’de “Maxi Sandal 2003″ isimli bir maksi single çıkardı. 1999 yılında kapattığı Avrupa defterini yeniden açarak bu kez Universal Music etiketiyle “Aya Benzer 2003 (Moonlight)” isimli bir single ve “Seven” isimli bir albümle Avrupalı müzikseverlerle buluştu. Çalışması Avrupa’da 2.5 ay boyunca en çok satan İlk 10 arasında yer alırken, bu başarısı yurt dışındaki basın yayın organlarınca birçok kez haber edildi. Öyleki, sanatçı Almanya’nın en etkin gazetelerinden “Bild”e kapak olmayı başaran ilk Türk olurken, en çok satış tirajına sahip “Der Spiegel” dergisi de sanatçıya tam 5 sayfa ayırdı. “Bunte” dergisi ise haberinde Türk Pop’u Almanya’yı fethetti başlığı kullanarak, müzikteki yeni eğilimin Türk Pop’a yöneldiğini ve bu tarzı en iyi temsil edenin ise Mustafa Sandal olduğu yorumunda bulundu.
2004 yılında LR KOZMETIK toplam 24 ülkede kendi adına üretilen “7″ adlı parfümü piyasaya sundu. Akabinde Türkiye’de “İste” isimli maksi single’ı piyasaya çıktı. Sanatçı yaz boyu “Volkswagen ile Müzik Aşkına” konserlerinde sevenleriyle buluştu.
2005′in Ocak ayında “İsyankar” isimli şarkısının single çalışmasını UNIVERSAL MUSIC etiketiyle yurt dışındaki sevenlerine sundu. “İsyankar” ile Türkiye’de gördüğü yoğun ilgiyi, Almanya, Avusturya Avusturya Albüm Satış Listesi ve İsviçre’de İsviçre Albüm Satış Listeside sürdürdü ve maksi single’ı en çok satanlar listelerinde üst sıralarda yer aldı. Ağustos’ta ise “Yamalı Tövbeler” isminde bir maksi single çıkardı.
2006 Önceki yıl yurt dışında piyasaya çıkardığı “İsyankar” adlı single çalışması ile Almanya’da 150 bin tirajı geçerek “Gold Record (Altın Plak)” ödülünü kazandı Musikmarkt Online - Altın Plak Haberi Almanca. Universal Music etiketiyle piyasaya sürülen İsyankar’ın İstanbul’da çekilen video-klibinde İstanbul Boğazı’nın tüm güzellikleri gözler önüne serilmiş ve klip MTV TRL Charts listesinde bir numara olmuştu Mustafa Sandal’ın MTV Almanya’daki 1′ncilik videosu. Mustafa Sandal, İsyankar single’ı ile Almanya resmi satış listelerinde en uzun süre kalan Türk sanatçısı unvanını elinde bulunduruyor.
2007 13 Haziran’ da Devamı Var adlı yeni albümünü çıkardı. Albümün çıkış şarkısı ‘İndir’ önce Muhabbet Kart reklamlarında tanıtıldı. Mustafa Sandal’a reklam filminde dedesi olan eski TRT sanatçılarından ritim ustası Hüseyin İleri eşlik etti.
Güncel
Ocak 2008′de Avrupa’ da çıkacak olan albümünün yurtdışı yapımcılığını Universal Müzik üstlenecektir. Bu albümde dünyaca ünlü biri ile düet yapacağı öğrenilmiştir. Önce bu düeti single olarak çıkartıp daha sonra da albüm çıkartmayı planlamaktadır.
Albümler
Kaynakça
İç bağlantı
YADA - Mustafa Sandal’ın müzik şirketi
Bir download yönetici dünya ağına bağlanabilen web browserden farklı olarak internetteki dosya ve benzeri şeyleri indiren bilgisayarlar için tasarlanmış programlardır.
Bunlara bakınız
Download yöneticileri listesi
Wounded Knee Katliamı, (Türkçe’de “Yaralı Diz” anlamına gelir) Lakota Siuları ile Birleşik Devletler arasındaki son büyük çatışmadır. General Nelson A. Miles tarafından Yerli İşleri Komisyonuna yazılan bir mektupta çatışma sonrasındaki olaylar katliam olarak nitelendirilmiştir.
Katliam
1890′da ABD hükümeti Amerikan yerlileri (Kızılderili) arasındaki “Hayalet Dansı” nın bir savaş dansı olduğundan şüpheleniyordu. Ancak bu dans Kızılderililer için kutsal bir seremoni idi ve bazı yerliler ellerinden alınan haklara bu kutsal dansı icra ederek kavuşacaklarına inanmışlardı. Savaş Bakanlığı yerlilerin bir isyan hareketine kalkışacakları düşüncesiyle 7. Süvar alayını Pine Ridge ve Rosebud bölgelerindeki Lakota yerlilerinin kamp yerine göndermiş, bu kutsal dansı icra edenleri tutuklamak istemişti.
29 Kasım 1890′da Birleşik Devletlerin beş yüz kişilik 7. Süvari alayı Minneconjou Lakota yerlilerinin kamp yerlerini çevirmiş ve çıkan çatışmada yirmi beş süvariye karşılık, aralarında altmış iki kadın ve çocuğun yer aldığı 153 Siu öldürülmüştür. Ancak çatışma sırasındaki kargaşada tam olarak kaç kişinin öldüğü bilinmemektedir.
Dee Brown 1970 yılında yazdığı Bury My Heart at Wounded Knee adlı incelemesinde (Türkçe’ye Kalbimi Vatanıma Gömün olarak çevrilmiştir) Kristof Kolomb’un İspanya Kraliçesine Kızılderililerle ilgili şunları yazdığını aktarır: “Yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına Majestelerin önünde ant içebilirim. Komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derece tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar.” Ancak sözlerine şöyle devam eder: “Elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz.”
1890′da Wounded Knee’deki Siu katliamı Kizilderili özgürlüğünün sembolik olarak sonu oldu. Katliamı yaşayan Kara Geyik o gün bir başka şeyin daha öldüğünü söyler:
“O zaman kaç kişinin öldüğünü anlayamamıştım. Şimdi kocamışlığımın şu yüksek tepesinden gerilere baktığımda, yerde birbirleri üzerinde yığılı duran boğazlanmış kadınları ve çocukları hâlâ o genç gözlerimle görebiliyorum. Ve orada, o çamurun içinde bir şeyin daha öldüğünü ve o kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum. Evet, bir halkın düşü öldü orada…”
Bu katliamı yaşayanlardan biri, Gelincik Louise yaşadıklarını şöyle anlatıyordu:
“Kaçmaya çalıştık. Ama yaban sığırı gibi bir bir vurdular bizi. Beyazların içinde de iyi insanlar bulunduğunu biliyorum, ama kadınları ve çocukları da vurduklarına bakılırsa askerler çok kötü insanlar olmalı. Kızılderili askerler beyaz çocuklara asla böyle yapmazlardı.”
Katliam sonrası
Amerikan Ordusu katliam sonrasında ölüleri gömmek için sivil vatandaşlar kiraladı. Savaş meydanına gelenler soğuk havada 84′ü erkek, 44′ü kadın, 18′i çocuk Lakota cesedi ile karşı karşıya kaldı. Katliamdan yaralı kurtulan 7 Lakotalı Wounded Kne Creek bölgesindeki Pine Ridge hastanesinde öldü.
General Nelson Miles, katliamın sorumlusu Albay Forsyth’ı görevden almış, Askerî Araştırma Mahkemesi taktik hatasından dolayı kendisini eleştirmiş ancak yine de mahkemede hakkında beraat kararı çıkmıştır.
Daha sonra The Wonderful Wizard of Oz’un yazarı olarak ünlenecek olan genç editör L.Frank Baum 3 Ocak 1891 yılında Aberdeen Saturday Pioneer’da şunları yazmıştı:
“Öncüler daha önce güvenliğimizin tek yolunun Yerlilerin tamamen yok edilmesine bağlı olduğunu ilan etmişlerdi. Asırlardır onlara karşı hata edip durmaktansa medeniyetimizi korumak adına daha büyük bir hata yapıp bu evcilleşmeyen ve evilleştirilemeyen yaratıkları dünya üzerinden tek bir iz kalmamacasına yok etseydik daha iyi yapardık. Biz sıradan insanlar ve beceriksiz komutanların emri altındaki askerler için gelecek güvenliğimiz bunda yatmaktadır. Aksi takdirde gelecekte de geçmişte olduğu gibi kızılderililerle tümüyle sıkıntı yaşayacağımızı bekleyebiliriz.”
Yirminci yüzyılın sonlarında Wounded Knee Katliamına karşı protesto sesleri daha da yükselmiş, tarihçi Dee Brown aynı adla bir kitap yazmış, Buffy Sainte-Marie ise protest bir müzik bestelemişti. Ünlü oyuncu Marlon Brando 1973′de Baba (The Godfather) filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında verilen Oskar ödülünü Yaralı Diz Katliamı sebebiyle reddetmişti. 27 Mart 1973′teki ödül törenine kendi adına konuşma yapması için Sacheen Littlefeather adlı Kızılderili genç bir kadını gönderdi. Brando’nun kaleme aldığı, genç Kızılderilinin zaman darlığı nedeniyle tümünü okuyamadığı yazının bir bölümü şu şekildeydi:
“Marlon Brando… benden zaman darlığı ile şu anda sizinle paylaşamayacağım uzun bir konuşma yapmamı istedi ancak basınla paylaşmaktan memnuniyet duyacağım şey şu ki o… çok üzülerek bu cömert ödülü kabul edemiyor. Ve bunun sebebi de… günümüz film endüstrisinin …beni affedin.. ve televizyonlardaki filmlerdeki yeniden çevrimlerde Amerikan Yerlilerine yaptıkları ve Wounded Knee’deki son olaylardır. Bu akşam aranızda bulunamadığım için beni affedin gelecekte kalplerimiz ve anlayışlarımızda sevgi ve cömerlikte biraraya geleceğiz. Marlon Brando adına sizlere teşekkür ederim.”
Littlefeather, zaman darlığı sebebiyle tamamını okuyamadığı konuşmanın tam metnini basına dağıtmıştır. Brando’nun basına dağıtılan metininden bir bölümün çevirisi;
“200 yıl boyunca toprağı, ailesi, ve özgür olma hakkı için savaşan Yerli halka şöyle dedik: “İndir silahını arkadaş gel birlikte oturalım. İndirirsen eğer silahını arkadaş senle barıştan söz ederiz, senin hayrına anlaşırız birlikte.” Silahlarını indirdiklerinde onları katlettik biz. Onlara yalan söyledik. Onları topraklarından koparmak için kandırdık. Onları açlığa mahkum ettik ki antlaşma dediğimiz ama hiçbir zamanda andımıza sadık kalmadığımız o hileli anlaşmaları zorla imzalasınlar. Onları, yalnızca yaşamın anımsayacağı kadar uzun bir süredir yaşam vermiş bu kıtada dilencilere döndürdük. Ve tarihi istediği kadar çarpıtılmış dahi olsa nasıl yorumlarsanız yorumlayın: Biz doğru yapmadık. Ne adil davrandık ne de dürüst. Onlara karşı ne haklarını iade etmek zorundaydık ne de anlaşmalarımıza sadık kalmak, çünkü gücümüzün üstünlüğü bize diğerlerinin haklarına saldırma, mallarını gaspetme, yalnızca yaşamlarını ve özgürlüklerini savunmaya çalışırken onların yaşamlarını ellerinden alma hakkını sağlıyordu ki onların erdemleri suça dönüşürken bizim ahlâksızlıklarımız erdem oluyordu.
Fakat öyle bir şey var ki bu sapkınlığın ulaşamayacağı, o da tarihin büyük hükmü. Emin olun ki tarih bizi yargılayacaktır. Ama umurumuzda mı? O nasıl bir ahlâki şizofrenidir ki tüm dünyanın işitmesi için ulusumuzun en tepesindeki sesle ciğerlerimiz patlayana kadar bizim taahhütlerimizi tuttuğumuzu haykırırız da tarihin tüm sayfaları, Amerikan Yerlilerinin yaşamındaki son 100 yıl boyunca geçirdikleri tüm o aç, susuz günler ve geceler bu sesin dediklerinin tam zıttını söyler……..”
Kroket, ilk kez 18. yüzyılda Fransa’da oynanan ve 1850’lerde İngiltere’de yaygınlaşan bir açık hava oyunudur.
Genel Bakış
İkişer kişilik iki takım ya da iki kişi arasında, dört tahta topa uzun saplı tokmaklarla vurularak oynanır. Mavi ve siyah toplar bir takımın, kırmızı ve sarı toplar rakip takımındır.
Oyun Alanı
32 metre uzunluğunda ve 26 metre genişliğinde olan çim kaplı kortta 6 küçük kale ve 1 kazık vardır. Bunun yarısı büyüklüğündeki kortlarda da oynanabilir.
Nasıl Oynanır?
Kortun iki ucundaki başlangıç çizgilerinden yapılan vuruşlarla toplar sırayla oyuna sokulur. Amaç topları belirli bir sırayla kalelerden geçirdikten sonra kazığa çarptırmaktır.
Sırası gelen oyuncu bir vuruş yapar. Eğer bu vuruşla topu bir kaleden geçirirse, bir vuruş hakkı kazanır. Vurulan topun başka bir topa çarptırılmasına roket denir.
Roket yapan oyuncu iki vuruş hakkı daha kazanır. Bu haklardan ilkinde topunu daha önce vurmuş olduğu topun yanına koyar ve her iki topu birden hareket ettirecek biçimde vuruşunu yapar. Usta bir oyuncu bu vuruşla her iki topuda istediği yönlere gönderebilir. Bir oyuncu topunu öbür toplara vurdurarak ve kalelerden arka arkaya geçirerek kazandığı vuruşlarla rakiplerine sıra vermeden birçok sayı kazanabileceği gibi, topu bütün kalelerden geçirmeyi de başarabilir.
Her iki topuda sırayla bütün kalelerden geçiren ve sonunda ortadaki kazığa çarptıran takım oyunu kazanır. Topu altı kaleden sırayla geçirdikten sonra kazığa atmadan önce bütün kalelerden bir de ters yönde geçirmek gereklidir.